Showing posts with label kainat. Show all posts
Showing posts with label kainat. Show all posts

Saturday, February 24, 2007

Bilim ve teknolojide 2006 gelişmeleri


Discovery, ikinci uzay seferini tamamlayarak 23 Aralık’ta dünyaya indi

2006, bilim ve teknoloji alanında birçok gelişmeye tanıklık etti. Keşifler ve düzenlenen seferlerle uzay, gelişmelerde öne çıkan alan oldu.

Yıl içindeki bilim ve teknoloji alanındaki önemli gelişmeler:

NASA’dan meteoroloji uydusu

NASA, aylar süren ertelemeden sonra, meteorologlara büyük fırtınaların daha iyi tahmininin yapılması ve iklim değişikliğini gözleme olanağı sunan uyduyu 24 Mayıs’ta fırlattı.

GOES-N (Geostationary Operational Environmental Satellites) adlı uydu, NASA ve Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi tarafından 1975′ten bu yana tasarlanan uyduların en gelişmişi.

İlkel güneş sistemi keşfedildi

ABD’li iki astronom, haziranda Güneş Sistemi’nin ilk zamanlarına benzeyen
genç, sarı bir yıldızı çevreleyen bir toz bulutuyla karışmış büyük miktarda karbon gazı keşfetti.

Keşiflerini 1999′da fırlatılan Far Ultraviolet Spectroscopic Explorer (FUSE)
uydusuyla yapan araştırmacılar, Beta Pictoris adı verilen yıldız ve güneş sisteminin en fazla 20 milyon yaşında olduğunun tahmin edildiğini belirtti.

Bilim adamları, karbon gazı fazlalığının disk biçimini oluşturmasının, Beta Pictoris etrafında dönmekte olan gezegenlerin, Güneş Sistemi’nin ‘çocukluğunda’ olduğu gibi grafit ve metan açısından zengin olabileceklerini gösterdiğini kaydetti.

Genenis’in düşüş nedeni tasarım hatası

Bağımsız araştırmacılar, 2004′te taşıdığı güneş rüzgarı atomlarıyla dünyaya
dönüşünde düşen NASA’nın Genesis aracının, tasarım hatasından ötürü düştüğünü açıkladı.

Güneş fırtınalarını ve güneşi incelemek üzere 2001 yılında uzaya yollanan Genesis uzay kapsülü, atmosfere girdikten sonra hızını yavaşlatmak içinaçılması gereken paraşütlerin açılmaması üzerine taşıdığı numunelerle Utah Çölü’ne düşmüştü.

Kazakistan ilk uydusunu uzaya gönderdi

Uzayı keşfeden uluslar kulübüne katılmak isteyen Kazakistan, bu yöndeki ilk adımını haziranda kendi uydusunu uzaya göndererek attı.

Güneş sistemi artık 8 gezegen

Dünyanın önde gelen gökbilimcileri, bir hafta süren sıkı bilimsel tartışmalardan sonra Güneş Sistemi’nde geçerli yeni bir gezegen tanımını kabul etti.

Böylece 1930 yılından bu yana gezegen sayılan Plüton artık unvanını yitirdi. Karar oy birliğiyle kabul edildi.

Güneş Sistemi’nde gezegenler yıldıza yakınlıklarıyla Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün şeklinde sıralanıyor.



Plüton’un iki yeni ayına Nix ve Hydra ismi verildi

Gezegen olmaktan çıkarılan Plüton’un yeni keşfedilen iki uydusuna Nix ve Hydra adı verildi.

Uluslararası Astronomi Birliği, Plüton’un yeni uydularının isimlerini resmen onayladı.

Nix ve Hydra, NASA ‘Yeni Ufuklar’ projesi kapsamında yapılan Hubble Uzay Teleskobu’nu kullanan bir grup araştırmacı tarafından geçtiğimiz yılın mayıs ayında keşfedilmişti.

Hydra ve Nix’in, Plüton’un 1978 yılında keşfedilen en büyük uydusu Charon’a göre gezegene 2-3 kat daha uzak olduğu belirtildi.

Nix, mitolojide karanlık ve gece tanrısının, Hydra ise dokuz başlı yılanın ismi.

Çin’den yeni roket motoru

Çin, uzay programları için üç kez daha güçlü ve çevreyi kirletmeyen yeni bir roket motorunu başarıyla denedi.

120 tonluk yeni sıvı hidrojen ve kerozen yakıtlı motorun, gelecekte insanlı uçuşlar ve Ay’a düzenlenecek seferler için kullanılması planlanıyor.

Discovery dünyaya döndü

Bu yılki ilk seferinde Discovery uzay mekiği, 13 gün süren seyahatten sonra Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’ne 17 Temmuz’da indi.

İkinci uzay seferini tamamlayarak 23 Aralık’ta dünyaya inen Discovery uzay mekiğinin astronotları, son seferleri sırasında istasyonun elektrik tesisatını yeniden döşeyerek, Avrupa ve Japonya’nın inşa ettiği modüllerin 2007′de monte edilmesinin yolunu açtı.

Jüpiter’de yeni bir kırmızı nokta


Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni Jüpiter’de meydana gelen atmosfer hareketlerinin, yeni bir kırmızı leke oluşturduğu tespit edildi. Yeni kırmızı noktaya ‘Red Jr.’ adı verildi.

Kırmızı noktaların atmosferdeki fırtınalardan meydana geldiği biliniyor, ancak bu rengin asıl nedeni hala gizemini koruyor.

‘New Horizons’ fırlatıldı

Plüton’a gidecek ‘New Horizons’, 19 Ocak gecesi uzaya fırlatıldı. Aracın fırlatılışı, daha önce iki kez ertelenmişti.

10 yıl sürecek yolculuğuna 60 metre boyundaki Atlas-5 roketiyle çıkan ‘Yeni
Ufuklar’, uzun yolculuğunda radyoaktif plütonyum yakıtını kullanacak.

700 milyon dolarlık aracın hedefi Plüton, dünyaya ortalama 5.7 milyar kilometre uzakta bulunuyor.

Atlantis’ten başarılı sefer

Florida’dan 9 Eylül’de fırlatılan Atlantis’in altı astronottan oluşan mürettebatı, Uluslararası Uzay İstasyonu’na 372 milyon dolar değerinde ve 35 metre
uzunluğunda güneş panelleri taktıktan sonra 21 Eylül’de dünyaya döndü.

Astronotlar, uzayda bulundukları sürede üç uzay yürüyüşü yapmıştı.

İlk kadın uzay turisti


İlk kadın uzay turisti İran kökenli ABD’li Anousheh Ansari, 18 Eylül’de
Rus Soyuz uzay aracıyla Uluslararası Uzay İstasyonu’na gittikten sonra 29 Eylül’de dünyaya döndü.

Japon işadamı Daisuke Enomoto’nun açıklanmayan tıbbi nedenler dolayısıyla
uzay yolculuğundan çekilmesi üzerine son dakikada Enomoto’nun yerini alan 40
yaşındaki Ansari, böylece ilk kadın uzay turisti unvanının da sahibi oldu.

Uzay İstasyonu’na zehirli kimyasal madde döküldü


Yörüngede sekiz yıldır dolaşmakta olan Uluslararası Uzay İstasyonu’nda eylülde meydana gelen aksilikler endişe yarattı.

Aşırı ısınan oksijen jeneratörü ve bir zehirli kimyasal maddenin dökülmesi, üç kişilik mürettebatı maske ve eldiven takmak zorunda bıraktı.

Satürn’e yeni bir halka

Satürn’ün yörüngesindeki Cassini uzay aracı, gezegenin yeni bir halkasını
keşfetti. Halkanın, Satürn’ün uydularından kopan toz ve parçalardan oluştuğu
düşünülüyor.

Satürn ile halkalarının arasında sürekli sortiler yapan Cassini’nin yeni
bulduğu halka, gezegene Janus ve Epimetheus uydularıyla aynı mesafede duruyor.

Satürn’de dev kasırga

ABD uzay aracı Cassini, dev bir kasırganın Satürn gezegeninin güney kutbunu kasıp kavurduğuna ilişkin görüntüler gönderdi.

Uranüs Satürn gibi mavi halkaya sahip

Uranüs gezegeninin de komşusu Satürn gibi mavi halkaya sahip olduğu
anlaşıldı.

Science dergisinin son sayısında yayımlanan araştırmaya göre, 2005 yılında
keşfedilen Uranüs’ün en büyük halkasının parlak mavi olduğu belirlendi.

Güneş sisteminde şimdiye kadar sadece Satürn’ün halkasının mavi olduğu
sanılıyordu.

Smart-1′in iyon motoru

Avrupa’nın Ay’a gönderdiği ilk uzay aracı olan Smart-1′in, bir nefesten biraz
daha güçlü olan iyon motoru, uzayın keşfinde yeni bir kapı açtı.

NASA tarafından 2001′de Borelly kuyruklu yıldızına gönderilen Deep Space 1 uzay aracında denenen iyon motoru, çok küçük bir itiş gücü üretmesine karşın, yakıtlarını birkaç dakikada tüketen kimyasal motorlu füzelerin aksine, yıllarca çalışabiliyor.

İki dev güneş sistemi

Bilim adamları, 60-110 bin ışık yılı genişliğinde olan Samanyolu’nun 180 bin ışık yılı yakınında iki dev güneş sistemi bulduklarını açıkladı.

‘Astrophysical Journal Letters’ gökbilim dergisinin 10 Şubat’ta çıkan sayısında yayımlanan araştırma sonuçlarına göre, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin Spitzer Uzay Teleskopu, gezegenlerin bugüne dek sanılandan çok daha uzaklarda, yani kendi yıldızlarından daha uzaklarda oluşabileceğine ilişkin
veriler sağladı.

Güneş sistemi dışında hızla dönen gezegen

Astronomlar, Güneş sistemi dışında yeni bir kategoriye soktukları gezegenler
keşfetti. Bu gezegenler, kendi güneşlerinin etrafında olağanüstü hızla dönüyor.

Venüs’ten ilk fotoğraf

Avrupa Uzay Ajansı’nın uzaya gönderdiği Venüs Ekspresi, Venüs’ten ilk fotoğrafı gönderdi.

Avrupalı bilim adamları, Ekspres’in Venüs’ün güney kutbuna 200 bin kilometre
mesafeden çektiği fotoğrafını Almanya’daki Max Planck Enstitüsü’nde yayınladı.

Net olmayan fotoğrafta, koyu sarmallar halinde solgun sarı bulutlar görülüyor.

Gezegenin oluşum süreci gözlemlendi

Bilim adamları, evrende ilk kez bir gezegenin oluşum sürecini gözlemledi.

ABD’deki Massachusetts Institute of Technology’den bilim adamları,
NASA’nın kızılötesi uzay teleskobu Spitzer’ın sağladığı verilere dayanarak
yaptıkları araştırma sonucunda, dünyadan 13 bin ışık yılı uzaklıkta 100 bin yıl
önce patlayan bir yıldızın yörüngesinde yeni bir gezegen oluşumu gözlemledi.

Mars’ta akarsu tahmini

NASA, Mars’ta uzun süre görev yapan uzay aracı Mars Global Surveyor’ın gönderdiği fotoğraflar, Kızıl Gezegen’in yüzeyinde akarsu bulunabileceği yolunda önemli kanıtlar ortaya koydu.

NASA’nın Mars Keşif Programı’nın Başkanı Michael Meyer’in NASA’nın web
sitesinde yayımlanan açıklamasına göre, son yapılan gözlemler, Mars’ın yüzeyinde suyun aktığına dair güçlü kanıtları gözler önüne seriyor.

Çinli bilim adamlarından dişi robot

Bir grup Çinli bilim adamı, ‘Bayan Rong Cheng’ adını verdikleri bir robot üzerindeki çalışmalarını tamamladı.

İleri teknolojiyle üretilen robotun tasarımcıları, Sişuan aksanıyla Mandarin Çincesi konuşan kadın görünümlü robotun, insanlarla iletişime girebildiğini ve insan sesine yanıt verebildiğini belirtti.

Sişuan Bilim Müzesi’nde resepsiyonist ve tur rehberi olarak çalışan ve 37 bin dolara mal olan dişi robot dans da edebiliyor.

IBM’den hızlı transistör

IBM, kullanımdaki yongalardan 100 kez hızlı transistör geliştirdi. Ultra hızlı bilgisayarlar ve kablosuz ağ bağlantısı yolunda yeni bir adım olarak değerlendirilen transistör, günümüzün en hızlı PC yongalarından 100 kere daha hızlı olan 500 gigahertz hıza ulaşıyor.

BenQ Blu-Ray yazıcıyı çıkardı

Tayvan’ın bir numaralı mobil telefon ve bilgisayar teçhizatı üreticisi BenQ, temmuzda yüksek hacimli DVD depolama imkanı tanıyan yeni Blu-Ray sistemini kullanabilen optik disk yazıcıyı piyasaya sürdü.

Blu-Ray ve HD DVD, DVD boyutlarındaki diske 50 gigabyte bilgi yazılmasına olanak sağlıyor.



Kaynak : cnntürk.com

Monday, January 1, 2007

Tabiatın Matematik Düzeni

Fiziki dünyanın matematikle ifade edilen bir düzenin ve ahengin bir görüntüsü olduğu düşüncesi Eski Yunan’a kadar dayanmaktadır. Rönesans Avrupası’nda Galileo, kâinat kitabının matematik dilinde yazıldığını ifade ediyordu. Galileo’dan sonra gelen bilim adamları da kâinattaki bütün kanunların matematik diline dökülebilir olması karşısında şaşkınlıklarını ifade etmişlerdir. Matematiğin fizik, kimya ve biyoloji bilimlerinde bilinmeyen bir şekilde işlerliği ve her şeyi kolaylaştırması karşısında büyük fizikçi James Jeans “Kâinatın mimarı büyük bir matematikçi olsa gerek” demiştir. Einstein’in rölativite teorisini, sade bir tefekkür sonucu değil, bazı matematiki işlemlerden sonra ortaya attığını biliyoruz. Bütün fizik kanunlarının matematik diline dökülerek çok kolay anlaşılması karşısında Einstein “Kâinatın anlaşılamayan tek yönü, anlaşılabilir olmasıdır” demiştir. En basitinden cisimler arasındaki çekim kuvvetinin F=G.m1.m2 / r2şeklinde basit bir matematik formülüyle ifade edilmesi karşısında şaşırmamak mümkün mü? Bu formüldeki G sabitinin, atomun elektronlarıyla protonları arasındaki çekim kuvvetinden, yıldızlar arasındaki çekim kuvvetine; bizim dünyamızdan, bizden milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki yerlere kadar hep aynı olması bu formülün basit olmasının yanı sıra çok harika olduğunu ve her yerde geçerli akçe gibi değerli olduğunu göstermektedir. Matematiğin diğer bilimlerdeki uygulamalarının beklenmedik bir şekilde çok verimli sonuçlar vermesi hâlâ bir sır olarak karşımızda durmaktadır. Bazı bilim adamları bunu, diğer ilimlerin matematiğin gelişmesine yön vermesine bağlarlar. Ancak bu düşünceyi hiçbir matematikçi kabul etmez. Çünkü matematikçiler matematik yaparken yaptıkları şeyin uygulamasının olup olmadığına bakmazlar. Ancak kendilerinden sonra gelen bilim adamları onların çalışmalarını alıp diğer bilimlere uygularlar. Meselâ; karmaşık sayı sistemini geliştirenler matematikçilerdir, fakat çok sonraları bunun fizikte ne kadar çok uygulama alanı olduğu görülmüştür. Apollionus, çember ve karenin yanı sıra elips dediğimiz çift odaklı güzel görünümlü bazı şekiller üzerinde çalışırken bu şekillerin kendisinden yüzlerce yıl sonra Kepler tarafından alınıp güneşin etrafına yerleştirileceğinden ve bununla gezegenlerin yörüngelerinin nasıl olduğu probleminin çözüleceğinden habersizdi. Bu konuda ünlü İngiliz matematikçi G. H. Hardy şunları söylüyor: “Ben, pratik faydası için değil, ondaki güzellik için matematik yapıyorum ve yaptığım çalışmaların kâinatta herhangi bir uygulamasının olup olmadığına bakmıyorum. Ancak çok sonra kâinatın da matematikçiler tarafından formüle edilen aynı kurallarla oynadığını keşfediyoruz.” James Jeans ise: “Eğer matematik kâinatın gerçek bir özelliğini ortaya çıkarıyor olmasaydı, diğer bilimlerdeki matematiksel yaklaşımlar bu kadar verimli sonuçlar doğurur muydu?” diyerek cevap aradığımız soruya açıklık getiriyor.ÖNCE TEOREM, SONRA İSPAT Matematikteki ilginç hadiselerden biri de Gauss, Rieman, Fermat gibi matematikçilerin o gün için ispatı olmayan bazı teoremler yazıp ispatını geleceğin matematikçilerine bırakmalarıdır. Bu teoremlerin daha sonraları bulunan çok kompleks sistemler kullanılarak ancak ispatlanabilmesi, onların bu teoremlerin doğruluğunu nasıl tahmin ettikleri sorusunu akla getirmektedir. Fermat: “Herhangi iki pozitif tamsayının ikiden büyük bir tamsayı kuvvetini alıp bunları toplarsanız, başka hiçbir tamsayının aynı kuvvetine eşit olmaz” diye bir teorem ortaya atmıştır. Ancak bu teoremin ispatı o kadar zordu ki iki asır boyunca matematikçilerin başını ağrıttı. Tâ Wiles tarafından 200 sayfalık bir ispatı yapılana kadar. Matematikte önceden tahmin edilen bu türlü şeyler, matematiğin insan beyni tarafından yönlendirilmediğini, aksine onun insan beynini alıp belli hakikatlere doğru sürüklediğini gösterir.KAÇ TANE MATEMATİK VAR? Prof. Ali Nesin: “Eğer uzayın farklı bir yerinde bazı yaratıklar olsaydı ve bu yaratıklar bizim gibi zeki olsaydı, bizimle aynı matematiği yaparlardı. Demek istediğim matematik bir tane ve biz onu buluyoruz” diyor. Kendisinin de ifadesiyle bu iddia ispatlanamaz ancak üzerinde düşünmeye değer. İki kere ikinin dört olmadığı bir matematiği düşünmek kolay değil. Biraz daha karmaşık bir örnek üzerinde duralım. y=x2 eğrisinin altındaki alanı bugün fonksiyonun integralini alarak kolayca bulabiliyoruz. “0”dan x’e kadar olan kısmının alanı (l/3)x3 yapmaktadır. Şimdi Prof. Ali Nesin’in örneğinde olduğu gibi uzayın farklı bir yerindeki zeki yaratıkların da aynı alanı hesaplaması için bir metot geliştirdiklerini düşünelim. Onların da (1/3)x3 değerini bulacaklarından kimsenin şüphesi yoktur. Onların bu metodunu farklı bir fonksiyona uygulayınca bizim aynı fonksiyona integral uygulayarak elde edeceğimiz değeri bulurduk. Onların metodları farklı olabilirdi ancak bizim her işlemimize onların bir metodu karşılık gelecekti. Yani diller her ne kadar farklı da olsa anlatılan hakikatler hep aynı olacaktı.SONUÇ Allah (cc), kâinatı yaratırken, koyacağı kanunların sadece mükemmel olarak çalışmalarıyla yetinmemiş, bunlara insan ruhunu yücelten güzellikler de katmıştır İlim tığıyla örülen bu muhteşem dantelâya ince ve güzel bir nakış işlemiştir. İnsanoğlunun bu dantelâ içindeki ince sırları ortaya çıkarmasıyla matematik ilmi doğmuştur. Herkes farklı bir ipliğe muttali olmuş ve bugünkü haliyle karşımıza muazzam bir tablo çıkmıştır. Bu ilmi ya alıp tek bir noktada toplayıp insan beyninin içine kapatacağız veya kâinat kitabının sayfaları arasına serpiştireceğiz. Bizim var olan şeylere sonradan ulaşmamız matematiğin kâinatın sayfalarına ait olduğunu göstermektedir.
Kaynaklar
— The Mind of God, Paul Davies
— Nature’s Numbers, Ian Stewart
— Matematiğin Aydınlık Dünyası, Sinan Sertöz.
— Emperor’s New Mind, Royer Penrose

Bayram Yenikaya

Kaynak : http://www.sizinti.com.tr/

Bu yazıya Not Ver !